. : Duyurular :  Elif Şafak resmi web sitesi: http://www.elifsafak.com.tr / Elif Şafak’ın twitter adresi: http://twitter.com/Elif_Safak / Facebook: http://www.facebook.com/Elif.Shafak
    Elif Şafak´la yeni kitabı ´Şemspare´yi konuştuk. Şafak, yeni bir romana başlamanın sancıları içinde sorularımızı yanıtladı. ´Bence bir Türk yazarın hiç ama hiç politikayla ilgilenmemek...Devamı >>

  Elif Şafak´ın mart başında çıkan yeni romanı "Aşk" kısa sürede en çok okunanlar arasındaki yerini aldı. Şafak önceki romanlarında olduğu gibi yine toplumsal kuralların, geleneklerin, gö...Devamı >>



Değerlendirmeler
Pinhan


1971 yılında Fransa’nın Strasbourg kentinde doğan Elif Şafak, dilini yitirmenin sancısını çekmesine rağmen; hatasız bir örgüyle kaybının sefasını sürdürebilir düzeye taşıyor son dönemlerde. 2006’da yayınlanan “Baba ve Piç”in ardından 2007’nin son aylarında “Siyah Süt” raflardaki yerini aldı. Bizse biraz daha eskiye gideceğiz, Elif Şafak’ın ilk roman çalışmasına, yani “Pinhan”a. 1994 yılında yayınlanan ‘asıl ilk’ öykü kitabı “Kem Gözlerle Anadolu” için düşLE Edebiyat Dergisi söyleşisinde şunları söylemişti Elif Şafak:
   
   “İlk kitabım bir öykü kitabı fakat açıkçası ben o dönemdeki kalemimi beğenmiyorum. Benim için yazıyla olmasa da yazarlıkla ilişkimdeki milad Pinhan. “Kem Gözlere Anadolu”daki kalemimi, anlatımımı sevmiyorum. Orada bence çok kıymetli bir öz var ama benim nazarımda ham bir kitap. Pinhan ile vardığım eşik bambaşka bir mecraya yöneltti beni.”
   
   Bu nedenle yazınsal anlamda ilk nitelikli çalışması ya da elle tutulur ilk başarısı diyerek başlayacağız 1997’de yayınlanan “Pinhan”a.
   
   “Küçüktü Pinhan; henüz ufacık bir çocuktu. İsmi, yani bu dünyaya gözlerini açışının üçüncü günü, dedesi tarafından ezan-şerif’in okunduğu sağ kulağına tam üç kez üflenen eski ismi, şimdi çok uzaklarda kalmış; çoktan sırra kadem basmıştı.”
   
   İsmini bilmediğimiz ufacık bir çocuk olarak karşımıza çıkıyor öncelikle daha sonra Dürri Baba tekkesinde sırrına kavuşacak olan Pinhan. Onu tekkeye getiren basit çocukça oyunlardan ziyade taşıdığı sır, bilinmezlik, giz ya da sadece kendine söyleyebildiği iki başlılık... Henüz bilmiyor oraya neden geldiğini ya da biz de bilmiyoruz onun hikayesinin nereye varacağını. Tekkedekileri tanıyor-tanıtıyor ve oradaki yaşamı anlatıyor Elif Şafak ilk bölümlerde, tekke içinde karakterleri birbirinden farklı insanlarla karşılaşıyoruz. Haliyle yaşamlarını, onları tekkenin yoluna koyan sebepleri görüyoruz... Elbette ki Elif Şafak’ın gideceği yer, henüz Pinhan’ın sırrına kavuşamadığı yaşamı ve oraya dışarıda ya da içerideki dahil olacağı bir inançla bağlanışı olacak. Sayfalar ilerledikçe Pinhan’ın sırlarına varacağız varmasına, ama anlatılması ve bağlanması gereken pek çok olay var. Elif Şafak olayları birbirine bağlamak için tarihin içine doğru ilerledikçe dikkatli olmak gerektiğini söylüyor, kitaplarıyla ya da başka yazarların kitaplarıyla ilgili eleştiri yazan kimselerin bu emeği hoyratça ya da umursamazca karşılamasından hoşlanmıyor. Haklı da... Ancak, derinlemesine bir anlatımda kullandığı dil ve birbirine bağladığı olaylar göz önünde bulundurulduğunda fazla zorlanmamış bir roman Pinhan. Dil olarak kitabın kullandığı Osmanlıca sözcükler aşağı yukarı yazan-okuyan insanları zorlamayacak derecede. Zaten, Elif Şafak’ın sözcükleri kullanmada ya da okuyucuya sözcükleriyle bir dünya ‘kurma’da başarısına söz yok...
   
   Pinhan’ın sırdaşı olan dereye rüyalarını anlatan küçük kızla (Nevres) buluşması ve felaketi çağıran bu ufaklığın Pinhan’ın karakterindeki çift başlılığın yansıması zaten kitabı ortaya koymaya yetiyor. Sadece bir bedene sıkıştırılmış iki başlılık değil onun yaşadığı. Bunu Pinhan’ın İstanbul’a gidişinden sonra anlıyoruz... ve tabii ki Nevres’in içindeki hınçla ve doğaüstü güçlerle süslediği hayalleriyle, rüyalarını anlattığı yerlerle anlıyoruz, o beyaz karıncayı görüşüyle. İki başlılığı tek bedende sıkıştırsa da Elif Şafak roman boyunca, aslında bu iki başlılığı taşıttığı bir karakteri daha olaylara dahil ederek yaşananları birbirine bağlıyor. İstanbul’un Nakş-ı Nigâr ya da diğer adıyla Akrep Arif mahallesinin rüzgarlarından, kapılarından, insanlarından, hislerinden ve oluşundan bahsettiği bölümler romanın bağımsız mekânının kurgusunu oluşturuyor. İki isim arasındaki çatışmayı şöyle dile getiriyor sebepleriyle birlikte anlattıktan sonra:
   
   “Ne yardan ne serden geçebildiklerinden, iki ismi birden taşımanın yollarını arıyorlardı. Bu iki ismin birbirleriyle geçinemediğinden er ya da geç içlerinden birinin yekdiğerinin boğazına sarılacağını, çıkan kanlı kavgada kurunun da yaşla beraber yanacağını bile bile. . İsimlerin hem büyülü hem de büyücü olduklarını bile bile.”
   
   Romanın ikilikler üzerine kurulduğunun başka bir göstergesi de mahallenin ismiyle ilgili bölümlerde açığa çıkıyor. Pinhan’ın hem erkek, hem de kadın hissini ve yaratılışını barındırmasının yanı sıra ne yare ki iki ismiyle bir mahalle mücadele ediyor aynı zamanlarda. Simsiyah karıncaların arasında göze çarpan bir beyaz karınca gibi, farklılığıyla olaylar felaketi getiriyor, getirmesi mecburiyetten ileri geliyor çünkü. Olmasa nasıl olur birinden biri, yaşanır mı seçim yapmadan yalnız bekleyerek; birileri seçimleri yerleştirip değiştirebilecek güce sahipken üstelik.
   
   İkilikler cinsellik üzerine de kurulmuş, bu durum romanda fazla miktarda yer almasa da, çok açık olarak ifade edilmiş olmasa da rahatsız ediyor okuyucuyu -ya da en azından beni etti. Hokkagülü İfakat’ın halinin yanı sıra Karanfil Yorgaki’yle Pinhan’ın kitabın sonunda yinelenen diyalogunun geçtiği yüz altmışıncı sayfadaki cinsellik hoş değil doğrusu. Elif Şafak’ın “Mahrem” romanındaki cinsel ifadelerinin doğru düzgünlüğünü düşününce, Pinhan bu bakımdan o kitabın hayli arkasında kalıyor. Diğer yandan iki başlılığı temel alması da ne kadar önemli ve etkileyici kılıyor bu kitabı tartışılır. Bağlantılarını böylesine bir eş ve cinsellik temeli yerine anlattığı olaylar dahilinde farklı şekillendirseymiş sanırım daha iyi bir roman ortaya koyabilirmiş. Peki Pinhan kötü bir roman mı? Hayır... ama daha iyisi olan bir roman. Hem Elif Şafak’ın benim okuduğum diğer romanlarında, hem de “Puslu Kıtalar Atlası”na doğru yelken açanların İhsan Oktay Anar’da bulduklarını düşündüğünüzde çok da etkilenmeyeceksiniz bu kitaptan. Mesele bir hikayelemeden ziyade Elif Şafak için de yaşamla ve felsefeyle yakın temas... ve bu temas Pinhan’da bana hiç yeni ya da yaratıcı gelmedi.
   
   Pinhan, genel olarak değerlendirdiğiniz anlatım tekniği ve üslubuyla beğeniyi yakalayabilecek bir kitap. Ancak ben yayınlanış sıralarıyla ilgisiz bir şekilde okuduğum Elif Şafak kitaplarında nedense sürekli daha zayıf izlenimler alıyorum. “Mahrem”in ardından okuduğum “Bit Palas” ve şimdi de “Pinhan”... her ikisi de “Mahrem”in koyu gölgesinin etkisinden kurtulamıyor benim nazarımda. Mükemmel, ulaşılmaz ya da efsanevi bir üslup ve konu taşıdığını söylemek mümkün değil, ancak başarılı bir roman “Pinhan”.
   
   Romanın 1998 yılı Mevlânâ Büyük Ödülü’nü aldığını söyleyip ‘Ölümünün 730. Yılında Mevlân⒠başlığıyla Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim Dergisi’nin Aralık 2003’te yaptığı soruşturmadaki üç sorudan birini ve Elif Şafak’ın verdiği yanıtı buraya alarak bitirelim:
   
   
‘İnsana değer verme’ açısından baktığınızda, Mevlânâ düşüncesiyle Hümanizma görüşü arasında benzerlikler veya farklılıklar görüyor musunuz?
   
   Mevlânâ’nın düşüncesi ile hümanist felsefe arasında pek çok benzerlik bulmak mümkün. Sadece Mevlânâ değil, o dönemde Anadolu da, daha sonra Balkanlarda boy gösteren pek çok tasavvuf yorumunda da benzer bir noktayı bulabiliyoruz. Kadın erkek, şehirli köylü, ve en önemlisi ‘bizden olan’ ‘bizden olmayan’ ayrımı yapmadan insanı düşünmek, insanı önemsemek. Temelinde korku değil, aşk var bu felsefenin. Yasaklarla, korkutmalarla, baskıyla değil, aşkla algılamak kâinatı ve kâinatın merkezinde de insanı...

   
   
   Kitap: Pinhan
   Yazar: Elif Şafak
   Yayın: Metis Yayınları
   Basım: Nisan 2007 (9. Basım)
   Sayfa: 218 s.

 

 

 

C. Alper İlhan, düşLE, 75. Sayı / Aralık 2007

 

 

http://www.dusle.com/icerik/index.php?p=75&kt=5&es=47

 

 

İzlenme : 13529
Geri Dönmek İçin Tıklayın
www.elifsafak.com.tr      :                                                         © 2006 - 2017 www.elifsafak.us